DEHB ile Yaşam

Dikkat Eksikliği ile birlikte görülebilecek durumlar

İçerik özeti Duygudurum Bozuklukları ile Birlikteliği Yeme Bozuklukları ile Birlikteliği Madde Kullanım Bozuklukları ile Birlikteliği Nikotin Kullanımı ile İlişkisi DEHB’si olan çocukların...

Avatar Written by ptcN
· 5 min read >

DEHB’si olan çocukların en az %50’sinde başka bir eştanı olduğu
düşünülmektedir. Davranım bozukluğu (%15-20), karşıt olma karşıt gelme
bozukluğu (%33-60), öğrenme bozuklukları (%20-30), depresyon (%30),
bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları(%25-30), enürezis ve dil bozuklukları sıklıkla eşlik eden durumlardır. Yani çocukların çok azında sadece DEHB vardır. Yıkıcı davranış bozuklukları, davranım bozukluğu ve
karşıt olma karşıt gelme bozukluğu erkek çocuklarda daha çok görülür, bu
nedenle erkek çocuklar tedavi için daha çok başvurur. Yaşla birlikte depresyon ve davranım bozukluğu eştanı oranları artar. Özel öğrenme
güçlüğünün varlığında çocuklar daha dikkatsiz ve huzursuz olmakta, akademik başarıları daha düşük ve yavaş olmaktadır.


Bipolar bozukluk eştanısı çok tartışılmıştır. Ancak DEHB olan çocuklarda
yapılan çalışmalarda bipolar bozukluk nadiren tanımlanmıştır. Bunda son
zamanlarda bipolar bozukluk için çocukluk dönemi tanı ölçütlerinde yapılan değişikliklerin rolü olduğu düşünülmektedir ve aslında bipolar bozukluğun sıklığı düşüktür. DEHB varlığında çocukluk döneminde anksiyete bozuklukları sıklığının çeşitli çalışmalarda %13-50 oranlarında olduğu; bu çocukların tedavi yanıtlarının daha düşük olduğu ve uzun dönem işlevsellik kayıpları ile diğer psikopatolojileri geliştirme risklerinin ise daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Aile çalışmalarında anksiyete eştanısının ailedeki DEHB’den çok anksiyete bozuklukları ile ilişkisi gösterilmiştir. Çocuklarda yapılmış olan çalışmalarda anksiyete varlığında DEHB’nin daha çok akademik ve bilişsel güçlüğe yol açtığı gösterilmiştir. Ülkemizde DEHB’li çocuklarla yapılan çalışmalarda da yüksek oranda
eştanı saptanmıştır. Pekcanlar’ın çalışmasında [61] olguların %86’sında en az bir bozukluk eştanısı saptanmış olup, en sık %76 karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, %13 davranım bozukluğu ve %6 duygudurum bozukluğu (majör depresyon+distimi) saptanmıştır. Soykan’ın [62] çalışmasında DEHB’li çocuklarda kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla depresyon olduğunu göstermiştir. Tahiroğlu [63] ise, bu hasta grubunda %32 karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, %15 davranım bozukluğu, %12 özel öğrenme güçlüğü ve %4 depresyon saptamıştır.

--- Advertisment ---

Duygudurum Bozuklukları ile Birlikteliği

Bazı çalışmalarda bipolar bozuklukta DEHB yüksek oranda saptanırken
[1,64] bunu bildirmeyen çalışmalarda vardır.[3,65,66] Halen DEHB ve bipolar bozukluğun birlikteliğiyle ilgili yeterince açık kanıt yoktur. Olasılıkla bir alt grup bipolar bozuklu hastada bipolar bozukluğun gelişimsel öncüsü olarak DEHB benzeri belirtiler gözlenmektedir.

DEHB ile bipolar bozukluk arasındaki belirti örtüşmesi tanısal karışıklığa yol açmaktadır. Çelinebilirlik, dürtüsellik, hiperaktivite ve duygudurumda oynamalar her iki bozukluğu içinde karakteristiktir ve bu durum her iki bozukluk arasındaki ilişkinin daha iyi aydınlatılması gerekliliğine işaret etmektedir.

Erişkin DEHB olan kişilerde %35-50 oranında distimik bozukluk ya da
majör depresyon görülebildiği [8,64-67] depresyonun daha erken yaşta
ortaya çıktığı [65,67] gösterilmiştir. DEHB’li bireyler karşılaştıkları önemli
yaşam olaylarının üstesinden gelme becerilerinin olmaması durumunda
depresyon açısından risk altındadırlar. Stresli durumlar karşısında DEHB olan kişilerin zaten mevcut olan uyku, iştah ve odaklanma ile ilgili güçlükleri artabilir. Depresyonla DEHB’nin yüksek eştanı oranlarını açıklayabilecek çeşitli kuramlar öne sürülmüştür. Bunlara göre DEHB duygu durum bozukluklarının bir varyantı olabilir, duygudurum bozuklukları DEHB’nin sonucu olabilir. Herhangi birine yatkınlık diğerine de yatkınlığı doğurabilir. Her iki bozukluk genetik olarak ilişkili olabilir. Depresyon altta yatan kronik ve ciddi bir süreç olan DEHB’ye ikincil olabilir. Yapılan çalışmalarda erişkin DEHB’lilerin akrabalarında istatistiksel olarak anlamlı oranda DEHB ve depresyon saptandığına dikkati çekmiştir. DEHB’li çocukların annelerinin depresyon oranlarının daha yüksek olduğu, ebeveynlerinde DEHB olan ve olmayan erişkinlerin karşılaştırıldığı bir çalışmada; etkilenmiş ebeveynlerin daha erken yaşta depresyon tanısı alma ve distimi açısından daha büyük risk altında olduğu gösterilmiştir

--- Advertisment ---

Yeme Bozuklukları ile Birlikteliği

Tıkınırcasına yeme bozuklukları ve bulimia nervozanın genel topluma
kıyasla DEHB’de daha sık olduğu ve DEHB’de yaşam boyu bulimia nervoza
riskinin %3-9, yeme bozukluklarının %9-11’e kadar artan oranlarda olduğu
bildirilmektedir.[64-66] Ayrıca bazı araştırmalarda obezite tedavisi alan
erişkinlerde yüksek DEHB oranları bildirilmiştir. Altfas’ın çalışmasında DEHB sıklığı %27,4 bulunmuş, özellikle beden kitle indeksi 40 ve üzerinde
olan grupta %42,6’ya dek çıkmıştır. Bu çalışmada değinilen bir diğer özellikte DEHB varlığında tedavi başarısının düşüklüğü olmuştur. Fleming ve Levy’nin çalışmasında [71] beden kitle indeksi 35 üzerinde olan kadınlarda DEHB belirtileri %26,7 oranında bulunmuş. Ayrıca DEHB olan çocuklarda obezite sıklığındaki artış da dikkat çekmektedir

Madde Kullanım Bozuklukları ile Birlikteliği

DEHB’si olanlar, olmayan erişkinlerle karşılaştırıldığında psikoaktif madde
kötüye kullanımı ve bağımlılığının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. DEHB genel topluma kıyasla madde bağımlılığı riskini iki kat artırmaktadır.
DEHB’de madde bağımlılığı eştanısı %40-50 olurken madde bağımlılarında
DEHB eş tanısı %15-25’tir. DEHB’de daha erken yaşta kullanıma başlama,
kötüye kullanım ve bağımlılık arasındaki geçiş süresinin daha kısa olması,
düzelme oranlarının daha düşük olması ve madde kullanımını bırakmakta
daha fazla zorlanma söz konusudur. DEHB olgularının herhangi bir maddeyi diğerine tercih ettiği gösterilememiştir. Her çeşit madde kullanım bozukluğu söz konusudur. Çünkü DEHB belirtilerinin çeşitliliği farklı çeşit psikoaktif madde kullanımlarına yatkınlık yaratır. Uyarıcılar, nikotin, kokain geçici olarak bilişsel performansı iyileştirebilirken alkol, esrar ve opiatlar duygusal dalgalanma ve düzensizlikleri, içsel huzursuzluğu ve artmış uyarılmayı azaltır. Bir çalışmada en çok kötüye kullanılan maddenin %67 ile esrar olduğu, bunu %23 kokain ve %18 uyarıcıların izlediği saptanmıştır. DEHB’de madde kullanımı açısında risk grupları dürtüsellik belirtileri, kötü akran gruplarının seçimi, eşlik eden davranım bozukluğu veya antisosyal kişilik bozukluğu, farmakolojik tedaviye geç başlanmış olması, paylaşılmış genetik riskler ve kendi kendine tedavi arayışıdır.

Nikotin Kullanımı ile İlişkisi

Mortalite ve morbiditesi yüksek önemli bir halk sağlığı sorunu olan ve kardiyak, pulmoner ve çeşitli kanserlerin oluşumundan sorumlu olan sigaranın uygulanan çeşitli kampanyalarla genel toplumda içilme oranları azalırken DEHB tanısı alanlarda sigara içiciliği yüksek oranda devam etmektedir. Sıklıkla ergenlik döneminde sigara denenmekte ve 18 yaşından sonra düzenli bir alışkanlık halini almaktadır. CDC verilerine göre 18-24 yaş arası erişkinlerin %24’ü sigara içicisidir. DEHB olan erişkin ve ergenlerde sigara içiciliğinin genel popülasyona kıyasla daha yüksek olduğu (sırasıyla %26’ya karşın %41-42 ve %10-24’e karşın %19-46) çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Ayrıca çalışmalarda DEHB’li bireylerin akranlarına kıyasla daha erken sigaraya başladığı ve denedikten sonra da daha yüksek oranda düzenli içiciliğe geçtiği bulunmuştur. Ayrıca bu bireyler sigarayı bırakma konusunda daha çok zorlanmaktadır. Genel toplumda sigarayı bırakma oranı %48,5 iken DEHB’lilerde %29’dur.

Öte yandan DEHB olanlarda sigara yoksunluğu daha şiddetli olmakta ve
bunun da nikotin yoksunluğundan sonra prefrontal korteks ve anterior
singulatta azalmış dopaminerjik ileti sonucu oluştuğu düşünülmektedir.
Nikotinin aynı zamanda DEHB’lilerde birincil olarak artmış dopamin transporter bölgelerini azaltarak bir uyarıcı gibi de davrandığı gösterilmiştir.

Uyarılma üzerine olan etkisinin kendi kendine tedavi amaçlı olarak sigara
kullanımına yol açmasının yanı sıra, nikotinin aynı zamanda DEHB’nin
çökkün duygudurum, öfke gibi belirtilerinde de iyileşmeye yol açtığı
düşünülmektedir. Nikotin bantı ve uyarıcı ilaçların birlikte ya da tek
başlarına kullanıldığında plaseboya kıyasla odaklanma sorunlarını ve diğer temel DEHB belirtilerini azalttığı gösterilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir